Bir düşünceden uyanmak kaç yılı alır?

Bir düşünce ne kadar ağrıtır yüreği?

Bir düşünce, sahi, tek bir düşünce kontrol edebilir mi davranışları?

Elimi, ayağımı, uykumu, yönetebilir mi bir düşünce?

Bir düşünce değil midir insanı ağlatan?

Mevsimleri değiştirir mi mesela? Bir düşünce geldiğinde ansızın, çöl sıcağında ayazda kalır mı insan?

Bir düşünce suyun üstünde yüzer mi mesela? Çeliği gemi yapıp denizin üstünde yüzdüren düşünce değil midir? Gemiyi yapandır diyecek oluyor insan. Gemiciyi yatağından kaldıran, uykusundan uyandıran nedir? Bu su nasıl aşılır?

Uzakları kısaltır mı bir düşünce ya da uzakları yakın?

Bir düşünce önemsiz kılabilir mi bir insanı?

Bir düşünceye sahip misiniz derler mesela, sahip olabiliyor muyuz onlara?

Daha çok onları bizim sahibimizmiş gibi gelmişti. 

Bir düşünce, öldürebilir mi diğerini?

Ya da varlık vesilesi olabilir mi bir düşünce?

Bir düşünce tüm doğruları götürür mü?

Düşünmeden yapılan şeylere otomatik refleks deniyorsa, düşünce çıkınca geriye ne kalır insanda?

İnsan ölünce düşüncelere ne olur?

Bir zamanlar bir nehrin içinde ıslanmamış bir balık arıyordum. İçlerinden biri diğerlerinden daha az ıslak olduğunu söylemişti de ben de inanıp takip etmiştim onu. Sonraları farkettim onun avare bir balık olduğunu.

Gökyüzüne bakıp gökyüzü olmayan bir yer bulma yolculuğuna çıkmayı kabul etmedim neyseki.

Bir düşünce yoku var eder mi? Ya da var olanı yok?

Peki ya gerçekler?

Bir düşünce ile gerçek arasındaki fark nedir?

Gerçeğin ülkesinde düşünceler burada oldukları kadar önemliler midir?

Misafir edilen bir düşünceyi uğurlamak neden zordur?

Ama anlıyorum; düşünceler soğuğa, ayrılığa, karanlığa dayanıklılar. Hele baskıya, baskılandıkça çoğalıyorlar. 

Sadece üzüntü. O gelince hiçbir şey yapamıyorlar. 

Bir düşünce, tek bir düşünce nesiller boyu esir edebilir mi kara kıtayı?

Aslında geriye dönüp bakınca, anlıyorum. Tüm hikayemiz bir düşünceyle başlıyor.

“O elmayı yesek ne olur?”

Bir gün biri şöyle yazmıştı:

Olan, olmalıydı

Olacak olan, olur

O halde olan, olur

Düşünce bir fikre dönüşüp gelecekse aniden mesela Edison’un düşüne. O zaman aydınlanmaz mı tüm Dünya?

Peşine düşülmemiş fikirlere ne olur peki?

Peki ya sanılanın aksine içerde değilse düşünceler, öylece dışardalarsa apaçık?

O zaman hangilerini içeriye alacağımızı seçmemiz gerekmez mi?

Bir düşünce ( onun arabası benim olsun) disiplin, irade ya da etik, ahlaki savunmayla karşılaşmazsa hırsız olmaz mı insan? 

Bir düşüncenin son kullanma tarihi ne zaman geçer ve nasıl anlarız? Bozuk sütler gibi kokmaz mı içimizde? Bozuk süte şeker katsam, sütlaç olur mu mesela?

Ya da tam da zamanında kullanılmaları gerekmez mi düşüncelerin? Bir kek yaparken mesela, yumurtayı o an karışıma eklemek gerekir. Yumurtayı sonra koyarım dediğinde o karışım kek olur mu? 

Gerçeğin dağları sarp, yamaçları dik ve karlı mıdır hep? Yoksa böyle mi anlatılmaktadır bir düşünce tarafından.

Hepi topu birkaç işlevsiz düşünceyse içimdeki tüm çatışmaların sebebi. Camı açıp arabadan atsam ya onları ve hızla ilerlemeye devam etsem.

Hep işlevsiz değil tabi.  Pek çok güzel düşünce de var. 

Güzel bir düşünce görünce insan alıp ekmeli.

Ama hasada zaman kalmıyor ki.

İyi düşünce darıysa kargası oluyor işlevsiz düşünce.

Gagalayıp duruyor darıyı henüz serpilmeden.

Gökteki kargayı kovalamaktan ne darıyı koruyabiliyor ne des besleyebiliyor çiftçi. 

Sahi, neden bir korkuluk koymamış ki tarlaya çiftçi?

Bir korkuluk olsaydı, azalırdı kargalar.

Darılar sulandıkça ve güneşte yıkandıkça büyürdü. 

Altın sarısı renkte, püsküllü bir hasat olurdu.

 

 

“İşte sonra biri çıkıyor diyor ki; yok Merve hocam ben bu terapi işine inanmıyorum. Düşünce konuşup insan iyileşir mi? Yıl da 2024”

Ne diyeyim? Aynen kanka.

Yorum Yap